Semra Topçu’dan bayram yazısı: Vicdan manifestosu

Bir bayram yazısı düşünürken, güzel temennilerin dile getirileceği, sevgi ve saygının yaygın kullanıldığı cümlelerin baş köşeye konacağı bir anlatı oluşmadı zihnimde.

Aklımda toparlanan düşünceler insanın birbirine karşı ne kadar incitici olduğunu gösteren olaylardan kaynaklıydı. Ve okuduğum haberler bu olayların yaygınlığını kanıtlıyordu. Kendisi gibi olmayana tahammülsüzlük…

Tahammülsüzlüğün arttığını, bu toplumda insanların patlamaya hazır bomba misali yaşadığını psikiyatrlar, psikologlar ve sosyal psikologlar verileriyle değerlendiriyor, analiz ediyor. Ben ise bu bayram yazısında hatırlatmak istiyorum. İnsana insanı hatırlatmak istiyorum.

Çağımız bizi ekonomi ve teknoloji arasında ezerken “insan olmak” üzerine daha önce düşünülmüş ve üretilmiş çok kıymetli bulduğum bir metni hatırlatmak ve kişinin vicdan manifestosu olarak nitelediğimi belirtmek istiyorum.

Türkiye Felsefe Kurumu başkanlığı da yapmış olan bir bilim insanı İonna Kuçuradi’nin “Çağın Olayları Arasında” isimli kitabında yer alan anlatıyı dikkatlerinize sunuyorum:

“…

Çürümüş birkaç geleneği korumak için onlara kör bir inatla yapışıp, açık ve temiz pek çok doğruyu tepen insanlara;

-en temel haklarından herhangi birini elde etmeye ya da korumaya çabalayan insanlara kulak vermeyenlere;

-genel yararı korumak amacıyla kişileri harcayan, tek bir kişi haksızlığa uğruyorsa hiçbir genel yararın korunamayacağını görmek istemeyen insanların tutumuna;

-erdemden söz eden, ama sıra erdemli bir eyleme gelince duraksayan insanların tutumuna;

-herhangi bir alanda bir değişiklik yapmanın gerekliliğini gören, ama böyle bir düşünceyi ortaya atmakla yerleştikleri koltuğu yitireceklerinden korkan ve birçok değerli şeyin yok olması pahasına bile olsa, renksiz durumlarını korumayı daha uygun bulan insanların tutumuna;

-görünüşte yasaya uygun, ama hak duygusuna aykırı işler yapmayı “mubah” sayanlara;

-kendi aleyhine bile olsa, kişiden bağımsızlığını -etik anlamdaki bağımsızlığını-, suç işlemedikçe esirgemeye hakkımız olmadığını göremeyen insanlara;

-toplumda sivrilebilmek için her kalıba girmekten ya da suçsuz insanları ezmekten çekinmeyen insanların tutumuna;

-haksız, yasadışı işler yapmak istemeyenleri kovmak isteyenlere;

-her doğan insanı yaşatmak ve eğitmek, herhangi bir karşılık istemeden yaşatmak ve eğitmek zorunda olduğumuzu göremeyenlere;

-“Gemisini kurtaran kaptan” , “Bana dokunmayan yılan binlerce yıl yaşasın” anlayışı içinde, kendilerine saygı göstermeyi unutanlara;

-bugüne kadar kişinin ana değer olduğunu, günde binlerce defa unutup yapılan hareketlere, ayarlanan tutumlara, olup bitenlere;

-bundan sonra, bu doğru unutularak yapılacak tüm hareketlere, biçimlenecek tutumlara, olup bitecek şeylere;

itiraz etmek -ama yine de bunlara anlayış göstermek- insanca yaşamanın temel koşullarındandır.”

Evet sevgili dostlar, bir bayram kutlaması yazısı yazarken aklıma işte bu satırlar düştü. Sizlere iyi bayramlar dilerken, aynı zamanda diyorum ki, böyle bir manifestoyu başucunuzda bulundurunuz, hatta bu metin içinde yer alan ifadeleri daha da ileri götürecek açılımlar yapınız.

Örneğin “itiraz etmek -ama yine de bunlara anlayış göstermek” değil sadece, “görmezden gelip kabullenmeyin, itiraz edip düzeltmek için harekete geçiniz”, diye de ekleyiniz.

Asla ve asla unutmayınız, yayınız.

İnsanca yaşamanın temel koşullarını anlatınız, öğretiniz.

Ocu bucu şucu olmak değil, insan olmak.

O parti şu parti bu parti değil, insana değer veren partiyi desteklemek.

Hakça üretmek ve hakça paylaşmak için;

Yaşatmak için;

Çoğalmak dileğiyle, iyi bayramlar…

Kaynak: Semra’nın haber defteri

Bir cevap yazın