POZANTI’NIN KLİNİK KRİZİ NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

Okunma Zamanı:5 Dakika, 59 Saniye
POZANTI’NIN KLİNİK KRİZİ NEDEN ÇÖZÜLEMİYOR?

Sokaklarda yüzlerce hayvan her gün yeniden, yeniden ürüyor. Bakımı, beslenmesi, sağlık ihtiyaçları derken sokaklarda çoğu zaman açlıktan, kaza ve hastalıktan telef olan hayvanlarla karşılaşsak da bireysel gönüllülükle hepsine yetişmek mümkün olmuyor.

Adana’nın Pozantı ilçesindeki yüzlerce sokak hayvanının içler acısı durumu sadece bir örnek. Belediye, derneklerin çabalarına kulak asmıyor, yıllardır talep edilen kısırlaştırma merkezi sorunu günden güne bir krize dönüşüyor. Peki neden? Gelin en baştan başlayalım…


Sokak hayvanlarının bakımı, sağlığı, beslenmesi hep birilerinin insafına kalmak zorunda oldu her zaman. Oysa ki sokaktaki dostların hakları yasalarda açıkça yer alıyor, belediyelerin sorumluluğu da şeffaf şekilde açıklanıyor. Mesela, Hayvanları Koruma Kanunu 4. Maddesine göre;

a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde
yaşama hakkına sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir. 

j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır.

Fakat bir süredir hayvanseverler özellikle de Adana’nın Pozantı ilçesindeki karanlık tablodan yakınıyor.

Av. İmren Ezici’nin sosyal medya hesabı aracılığıyla Pozantı’dan paylaştığı
görüntülerde yavru köpeklerin henüz büyüyemeden ölmüş durumla oldukları görülüyor. Bu tablo karşısında Büyükşehir Belediyesine ulaşan Ezici belediyeden araç gönderilemeyeceğine dair bir dönüş alıyor. Öncelikle söz konusu ilçe belediyesi Pozantı olduğu için mi araç gönderimi sağlanmıyor?

Çünkü sık sık Büyükşehiri bu konuda arayan ve araç gönderimi talep
eden biriyim. Genelde daha merkezi ilçe belediyeleri için taleplerim oldu evet ama hiçbirine olumsuz dönüş almadım. Aynı gün içinde bir şekilde ilettiğim konuma ekipler gönderildi. Evet yeterli değil çünkü çoğu zaman ekiplerin ilettiğim konuma çok geç varmaları nedeniyle hayvanları oldukları yerde bulamadık. Daha sonra hayvanın akıbetini öğrenmek istediğimde yine dönüş alamadım. Çok efektif çalışıldığı söylenemez ama ekipler ellerinden geleni yapmaya çalışıyor bu aşikar. Bu gecikmelerin sebebini sorduğumda araçların yetişemediğini yetersiz kalındığını ifade ettiklerini hatırlıyorum. Her defasında benzer senaryolar oluyor.

Gelelim Pozantı Belediyesine…
İlçede belediyenin kaderine terk ettiği, Adana merkezli Sokak Canlılarını Koruma Derneği  CANKODER ve gönüllülerin yetişmeye çalıştığı sokak hayvanlarının durumu bu kadar içler acısıyken sadece büyükşehrin eline bakmak sorunu görmezden gelmeye çalışmakla eşdeğer öncelikle. Çünkü yukarıda paylaştığım yasa, açıkça bakımevi ve hastane kurulmasını esas kılıyor ve Pozantı’daki yüzlerce hayvanın telef olmaması ve kısırlaştırılması için bir kısırlaştırma merkezi şart! Fakat ilçe sınırları içinde maalesef bir merkez bulunmuyor!

Peki elini taşın altına kim koyacak?
Adana’nın hemen her ilçesindeki sokak hayvanlarına yetişmeye çalışan CANKODER Başkanı Sibel Seyitoğlu’nu Pozantı’daki kısırlaştırma merkezi krizinin perde arkasını dinlemek için aradım. Görüşmeler yapılarak talepler iletilse de, Pozantı Belediyesi’nin durumu artık geçiştirdiğini düşündüklerini ifade ediyor. 7 yıldır bölge hayvanlarını Buğra Kuki ve gönüllü olan kişilerle birlikte beslediklerini ifade eden Seyitoğlu, bölgede 800’e yakın hayvan olduğunu ve imkanların kısıtlılığı nedeniyle sadece haftada bir kere karınlarının doyabildiğini söylüyor.

Peki Pozantı Belediyesi bu sırada nerede?
Gelin onu da dinleyelim, bakın Sibel hanım neler diyor:
“Belediyelere, STK ve dernekler olarak yanınızdayız diyoruz hep. İmkanlarımız bu kadar ve siz de imkanlarınızı koyun hep beraber besleme, tedavi ve yuvalandırma yapalım diyoruz. Ama sonuç yok. Adana’da 3 dernek başkanı omuz omuza mücadele veriyoruz. Arkamızda dernek
üyeleri yanımızda gönüllüler var. Adana Büyükşehir Belediyesi’nin 15 ilçesi var 3 tane arabası var. Hangi birine yetişecek? İlçeler Büyükşehirin üstüne kambur oldukça bu sorundan kurtulmak zor. 2 yıl önce karar alındı her ilçe elini taşın altına koyacak kısırlaştırma merkezini kendi ilçe sınırlarında açacak diye. Seyhan ve Çukurova dışında kimsenin bir şey yaptığı yok.
Kısırlaştırma küçük bir işlem ama büyük bir mesele. Büyükşehiri bu nedenle aradığınızda kazalı değilse gelmem diyor. Bu köpeğin kısırlaştırılması lazım bunun için de ilçe belediyesinde bir merkez olması lazım. Pozantı için çok uzun zamandır mücadele veriyoruz.


Her hafta Cuma günleri tonlarca et götürüp hayvanları beslemeye çalışıyoruz ama her gün yeni hayvanlar doğuyor, kimisi büyümeden ölüyor. Bu sorun böyle tek taraflı çözülmez dedik. Pozantı Belediyesine defalarca kısırlaştırma merkezi talebimizi ilettik ama sürekli bir
geçiştirme durumu var. Bir gün Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay ‘tamam’ kısırlaştırma merkezi için yeri gösterdik dedi. Sonra öğrendim ki 500 metrekare yeterliyken 3 dönüm arazi göstermiş üstelik de tarihi eserlerin olduğu yere. Bir süre de öyle oyalandırdılar. Kaymakam
Emrah Akduman ile görüştüm 2 dönüme düşürdü neyse ki bir umut oldu. Ama anlayacağınız hala bekliyoruz ve beklediğimiz her gün onlarca yavru daha doğuyor ve ölüyor, yetişmek çok güç.”

“ADANA’DA HEMEN HER İLÇE YANGIN YERİ!”
Adana’da hemen her ilçenin benzer sorunlar yaşadığını özellikle Yüreğir ve Sarıçam’daki sokak hayvanlarına gönüllülerin artık yetişemediklerini söyleyen Seyitoğlu, içinde bulundukları durumu “her ilçe yangın yeri” diyerek anlatıyor: “Şimdi bir de proje hayata geçirilinceye dek
ihale, müteahhitlik süreçleriyle geçecek zaman. Birçok örnek belediye var 3 konteynerle sorun çözüyorlar. 1 konteyner ameliyathane, biri ameliyat sonrası bakım diğeri de veteriner hekim odası. Sorun çözmek isteyen her türlü çözüyor, süründürmüyor. Artık yorulduk, yüzlerce sokak hayvanına yetişmek çok zor kısırlaştırma yapmadan bu sorunu aşamayacağız.
Büyükşehir Belediyesi yer gösterin inşaatı da ben yapacağım veya siz yapın diyor, teklifini ediyor ama ilçe belediyeleri oralı olmuyor. Mustafa Başkana dedim gıdayı biz bulup bağış topluyoruz bir araç gönderin bari yetişemiyoruz diye, aracım yok diyor. Ben hayvan duymak
istemiyorum diyor. Biz tek başımıza nasıl altından kalkalım siz söyleyin. Üstelik sokak hayvanları belediyenin sorumluluğundayken. Sadece Pozantı değil Yumurtalık da aynı. Yumurtalık perişan, halk yalvarıyor buraya da gelin yetişemiyoruz diye. Büyükşehir yer gösterin projeniz hazır diyor. ASKİ’nin terk edilmiş şantiyesini göstererek oyalıyorlar.
Büyükşehir diyor ki ASKİ’nin talimatı var Yumurtalık da biliyor, boş da olsa şantiyeye girmek yasak diyor ASKİ. Olmadık yerler gösterip bir de başlarından atmaya çalışıyorlar. Sorumluluktan böyle kaçılmaz, bu sorun böyle çözülmez… ”

“ÇÖZÜM BARINAK DEĞİL KISIRLAŞTIRMA MERKEZİ”
Sorunun çözümü için barınakları gösterenler için de barınakların halinin perişan olduğunu, içeride çalışan sayısının yetersizliğini ve hayvanların barınma sorunu olduğundan bahseden Sibel Seyitoğlu son olarak şunları da ekliyor: “110 metrekarelik kocaman bir barınak yaptı Büyükşehir. Ama büyük barınak yapmak sorunu çözmüyor ki. İhtiyaçlarını biz karşılıyoruz.
Arkalarını topluyoruz. Büyükşehir beş kuruş harcamıyor oraya. Gittik ticaret odasından bağış alıp içeride eksikleri gidermeye çalıştık. Hava soğuk kafeslere soğuk giriyor hayvanlar üşüyor sera naylonlarıyla etraflarını kapattık. Personel yetersiz.

Daha röntgen cihazı bile 2 ay önce geldi. Özel kliniklere binlerce lira borcumuz oldu bu yüzden. 70 kişiye ihtiyaç varken ancak 18
kişi aldırabildik personel olarak. Bizim gösterdiğimiz gönüllülerden de alınmadı üstelik yine eş dostlarını gönderdiler barınağa çalışmaya. Önemli olan büyük barınak değil yeterli ve kalifiye personel ve yeterli cihaz. Barınakların hali ortadayken çözümü yine barınaklarda aramak hata
olur. Çözüm her ilçeye bir kısırlaştırma merkezi kurulması. Bu sorunu ancak böyle çözebiliriz.”

DUYDUNUZ!
Bu süreç sadece gönüllülerin altından kalkabileceği bir süreç değil bu aşikar. Yerel yönetimler gönüllü kuruluşlarla işbirliğine gitmeden, ellerini taşın altına koyup sorumluluk almadan, bu hayvanların yaşamla ölüm arasında bitmek tükenmek bilmeyen savaşı belli ki son bulmayacak. Ama şunu unutuyoruz, bu dünya sadece insan türüne ait değil, binlerce farklı türün evi, yuvası. Ve siz onların yaşam alanlarına saygı
duymak zorundasınız. Her şeyi sınırsızca tüketen insanlık, hayvanların doğal yaşamlarına ait olan ekosistemi bozmasaydı zaten bugün bunca sorunu tartışıyor olmayacaktık. Fakat her eylemin bir sonucu olduğu gibi şu an bu hayvanlarının yaşamları bizlerin sorumluluğunda,
ama pekâlâ öncelikli sorumluluk da yerel yönetimlerde.

Artık sınırları içinde kısırlaştırma merkezi bulunmayan tüm ilçe belediyeleri ve bilakis Pozantı Belediyesi bu konuyu kriz olmaktan çıkarmalı ve acilen sınırları içinde hizmet vereceği bir kısırlaştırma ve tedavi merkezi açmalı…

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın