Ölümsüzlük aramak mı, olanakları tüketmek mi?

Okunma Zamanı:2 Dakika, 20 Saniye

Yüzyıllardır doğa ve diğer canlılarla iç içe bulunan insan her zaman daha fazlasını istedi. Geliştirilen matematiksel bilimlerle evler, köprüler, araçlar yaptılar. Basit bir çanak yapmak için belli bir oranda su ve toprak karıştırmaya başladılar.

Kimyanın henüz simya olduğu dönemlerde otları kullanarak şifa buldular, panzehir ürettiler. Enteresan olan yine aynı otlarla ve farklı karışımlarla zehirler de ürettiler. Önceleri bilgi birikimlerini kendi çocuklarına aktardılar fakat sonraları bu birikimi herkese yaymak için bir adım attılar ve okullar açtılar.

Günümüzdeki eğitim sisteminden farklı olsa da teoride mantık aynıydı. Dünyanın farklı yerlerinde farklı bilimlerin temeli atıldı ve icatlar yapıldı, yeni şeyler keşfedildi. Açtıkları okullarda öncelikli olarak devlet adamı ve asker yetiştirdiler.

Deney yapmaktan çekinmeyen insanoğlunun bol cesareti ve yaratıcılığı vardı. Günümüz modern toplum parçası olan insandan o kadar farklıydılar ki sistematik bilgi birikimi olan bilimin bir üst basamağına çıkana kadar hep çalıştılar. Bilgilerini kanıtlamak isterken öldürüldüler ya da öldüler. Bir süre sonra ölüm korkusuyla yüzleşen insan artık bilimin kanıtlanabilirliğinden şüpheye düşmüş ve inandıkları dine göre hareket etmeye başlamıştı. Resim yapmanın, müzik çalmanın günah olduğu dinler bile varken ve karanlık bir dönemdeyken, korkusuzca bu sanatları ve bilimi yerine getiren, öğrenmekten de korkmayan yine aynı cesur insanlar sayesinde daha aydınlık bir dönem olan Rönesans yaşandı.
Tarımın nasıl yapılacağını, şarabın nasıl fermente edileceğini, binaların nasıl dış etkenlerle kolayca yıkılmayacağını, alternatif tıbbı ve ilerisini keşfeden o insanlardan sonra insanı en büyük yıkıma ve hüzne uğratan korku ile tanıştılar. O yaptıkları korunaklı evlerin içine girdikçe doğadan uzaklaştılar. Evlere kapandıkça aptallaştı ve unuttular, ürediler ve beslendiler, yaşadılar ve öldüler. Önceleri bilgi birikimini aktarmak düşüncesiyle açtıkları okullara artık aptallaşmamak için gittiler ve onu böyle bir düzene soktular. Aileler çocukların okul olmadan bir hiç olacağını düşündü ve çocukların zekalarını okul notlarıyla eş değer tuttula.

Yeni düzene uygun meslekler buldular ve geliştirdiler. Doğa onlar için hammaddeden başka bir şey olmazken aynı zamanda tahribat başladı. İlk çağlarda üşümemek için giydikleri hayvan derilerini artık ustalıkla avlayıp, ayırıp, işleyip lüks tüketim adı altında kullanmaya başladılar. Doğayı sömürdüğü gibi bilim kullanarak yaptıkları araçlarla kıta değiştirip kendi türünü de sömürdü.

İnsan daha iyi koşullara sahip olmak ve bir şeylerin nedenini, sonucunu, nasılını öğrenme arzusu ile çıktığı yolda inanılmaz yol katetti. Teknoloji, bilim ve eğitim kavramlarını birleştirerek daha güçlü ve modern bir toplum doğurdu. İnsanların bugün iletişim kurmadığı, dilini bilmediği, kimyasını çözmediği ya da yapay ortamda üretmeyi başarmadığı neredeyse hiçbir şey kalmadı. Kilometrelerce derinlerdeki sulara inebiliyor dünyanın dışına, uzaya, çıkabilmeyi başarıyor. Bir taşıt ile ve milyonlarca yıl önce yaşamış olan hayvanların kalıntısından oluşan benzin adını verdikleri yakıt ile saatler içinde ülkeler hatta kıtalar değiştirebiliyor.

Bu kadar gelişmenin sonunda insanoğlunun halâ tek vazgeçemediği arzusu şüphesiz ki ölümsüzlük. Artık insanlar 100 yılı aşkın süre yaşayabiliyor, ölümcül hastalıklardan kurtulabiliyor. Belki birkaç yüzyıl sonra yaşamaya devam edebilmek için geliştirdikleri sistemlerle kendilerini dondurtuyorlar.

Ölümsüzlük bulunana kadar, Pindaros’un nasihatıyla yola devam etmekte fayda var…

“Ruhum, ölümsüz yaşamın ardından koşma, olanaklar alanını tüketmeye bak.”

İçerik Editörü

AdanaNeDiyor.com yeni nesil bağımsız haber ve yorum platformudur. Kentlilik kültürü ve bilincini geliştirmek, çoğulcu ve katılımcı yerel demokrasiyi pekiştirmek için haber yapar, mikrofon uzatır, yorumlar ve tartışır.

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

Next Post

Sedat Gül'den Çintimar'a hayırlı olsun ziyareti

Pts Ağu 17 , 2020
Adana Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mimar Sedat Gül, Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne atanan Muzaffer Çintimar’a nezaket ziyaretinde bulundu. Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne atanan ve göreve başlayan Muzaffer Çintimar’a Adana Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Mimar Sedat Gül ve Gazeteci Armağan Kabaklı nezaket ziyaretinde bulundu. İl Müdürü Çintimar’a […]

Göz At