Neden Afganistan? -

’’İpek Yolu’’ Kitap’ına göre aklıma garip bir soru geldi: İki bin yıldan fazla zaman önce, Büyük İskender’i, Afganistan’ı kontrol etmek için Yunan (Batı Avrupa) ordusunu yönetmeye iten şey neydi? Tarımın olmadığı çorak bir araziyi düzinelerce yabancı ordunun, iki bin beş yüz yıldır topraklarında mücadele ettiği bu ülkenin önemi nedir? Üzerindeki mücadele neden bugüne kadar devam ediyor?

Kitabın bazı bölümlerinin fikirlerini basitleştirin. Binlerce yıldır, Çin ve Hindistan sınırlarında bir doğu kapısı olan Afganistan’ın, küresel uluslararası ticaret ekseninin sonlarını özetliyor.

Doğu Avrupa’nın sınırlarına açılan batı kapısı ise Balkanlar’dır.

Güney kapısı ise Yemen’dir.

Dört ana deniz boğazı vardır:

Hürmüz Boğazı.

Bab’ülMendeb Boğazı.

Cebelitarık Boğazı.

İstanbul ve Çanakkale boğazları.

19. yüzyılın sonlarında Süveyş Kanalı da buna eklendi.

Uluslararası olayların takipçisi bu kapı ve boğazlarda tarih boyunca durumun sürekli alevlenmesinin takipçisi olacaktır. Hiç durmadan.

Afganistan, Sürekli Savaşlar ve Trajediler

Balkan ülkeleri (Bosna Hersek, Sırbistan, Kosova, Arnavutluk, Bulgaristan, Karadağ, Romanya, Slovenya, Hırvatistan, Makedonya) ve Kırım’da bitmeyen savaşlar, katliamlar ve trajedilerdir.

Yemen’in durumu, Romalıların M.Ö. 25 yılında işgal etmeye çalıştıkları ve askeri garnizonlarını Babu’l Mendeb boğazındaki Aden limanına yerleştirdikleri zamandan beri biliniyordu. Bizans’ın, Roma’nın halefi ve ardından I. Khosrau (Pers Sasani devletinin kralı) MS 570’de Etiyopyalıları buradan kovmayı başardı ve bunun için mücadeleler bugüne dek devam ediyor.

Çin’den, İran ve Rusya toprakları üzerinden dünyanın her yerine uluslararası ticari nakliye için kara kapısı olarak kabul edilen Afganistan’a dönüyoruz. Bu kapının anahtarı kimdeyse, Doğu ile Batı arasındaki uluslararası ticaretin de sahibi odur.

Yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce, MÖ 547’de Ahameniş Pers İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Cyrus, Afganistan üzerindeki kontrolünü genişletti. Yaklaşık iki yüz yıl sonra Büyük İskender, MÖ 334’te Ahameniş Pers devletini ortadan kaldırmak ve ticari ekonomilerinin derinliğini vurmak için yola çıktı ve yedi yıl içinde Afganistan’a ulaşmayı başardı.

Büyük İskender’in öğretmeni olarak kabul edilen filozof Aristoteles’in bir keresinde ona şu tavsiyede bulunduğu söylenir: “Savaşlarla büyük bir imparatorluk kurmak kolaydır, ancak onu bir arada tutan sadece ticarettir.

Yaklaşık yüz yıl sonra, Part Persleri MÖ 254’te Afganistan’ı kontrol etmek ve Yunanlıları buradan kovmak için geri döndüler. Yüzlerce yıl Romalılar, Roma düşene ve Bizans bu çatışmada yerini alana kadar Pers Part ve Sasani devleti ile güreşti. Durant, MS 337’de Persler ve Romalılar arasında başlayan savaşın nedenini “Uzak Doğu’ya giden ticaret yollarının kontrolü” olarak tanımlar.

Kureyş Arap devleti ortaya çıktığında, ordularının doğuya yönelmesi bekleniyordu. MS 705 yılında Emevi Halifesi Abdülmelik bin Mervan zamanında Emevi orduları Afganistan’da Belh’e ulaştı. Bu ülkenin kontrolü, Abbasilere bağlı Samanilerin komutasındaki Abbasi devleti döneminde de devam etmiştir. Abbasiler, Doğu Asya’dan gelen ticari finansal ithalata güvenmeyi seçtiler ve hatta bu tarafa daha yakın olmak için başkentlerini Şam’dan Bağdat’a taşıdılar ve devletlerini yönetmeleri için Perslere ve Türklere güvendiler.

Belh’e yerleşen (Othman ailesinin kökleri Afgan olan) Afgan Oğuz boylarından Kain Han aşiretinden olan Osmanlılar, daha sonra Afganistan’ın kontrolünü ele geçiren Özbek aşiretleriyle iyi ticari ilişkiler kurabilmişlerdir. Ve bu ülkeler arasında açık ticaret hatlarını güvence altına almayı başardılar.

Safeviler devletlerini kurar kurmaz, Safevi Şahı I. Şah İsmail’in MS 1510’da Osmanlı Türklerinin müttefiki Özbek devletini ortadan kaldırmasına kadar ve Perslerin bu ülkeyi kontrol etme tarihi girişimleri başladı.

On dokuzuncu yüzyılın başlarında, İngilizler, İngiliz tacının devam etmesi olan Hindistan Kapısı’nın Afganistan’dan geçtiğini düşündükten sonra, İngiltere ve Rusya arasındaki Afgan toprakları üzerindeki çatışma yoğunlaştı. Bu kanlı mücadele bugüne kadar devam etti.

Sonuç: Afganistan Persler, Türkler, Ruslar ve tabii ki İngiltere ve ABD için önemli bir tarihsel anahtardır. Tüm bu ülkelerin Çin ile olan ilişkilerinin tarihsel ve ekonomik boyutunu düşünmeden şu anda neler olup bittiğini anlamak mümkün değil.

Bir cevap yazın