Adana’yı yönetenlere çağrım var: RTÜK arsasını ranta değil halka açın

Gazetecilik mesleğime 2001 yılında başladıktan bu yana, yaptığım haberlerin yanında hatırı sayılır yazı kaleme aldım.

Laf-ı güzaf olsun diye, yaraya tuz basmak için değil; kâh kentin gündelik meselelerine, kayıkçı kavgalarının gölgesinde kaybolan toplumsal çıkarlara dikkat çekmek, kâh duyu muhakemeleri ile oynamaya, doğrudan ne düşüneceğini işaret etmeye namzet algı operasyonlarının pusunun çöktüğü gerçeklere ışık tutmaya çalıştım, son tahlilde.

Adana’da KHK ile kapanan gazetelerin ardından kente nitelikli yorum getirme kabiliyeti olan, şahsi eğilimleri ile mesleki kaygılarını ayırt edebilme yetisine hakim çoğu fikri takipte ısrarcı gazetecinin mecraları alaşağı edildi.

Kentin fikri meydanı, düşünce iklimi kerameti kendindel menkul köşeci esnafının eline kaldı. Adana’nın düşünsel dünyasının uğradığı erozyonu, düşünürlerinin, gazetecilerinin, nitelikli siyasetçilerinin düşünsel dünyasını da ören, sarmalayan vasatlaşmaya da bakarak açıklayabiliriz ama bu başka bir yazıya kalsın.

Ben bugün uzun süre sonra haber değil, bir köşe yazmak istedim. Ki; haber ile köşe yazısı arasındaki fark da temelde bu yazının ana fikrine bir gazeteciden daha çok, elinde kamuoyu oluşturma imkanı olan bir Adanalı olarak yaklaşmam. Benim bireysel düşüncemin fazla bir değeri yok. Ancak ortaklaşıldığında bu fikre haber değeri atfedip haberleştirmek için de sabırsızlandığımı söylemeliyim.

Adana, tarihi dokusunu, mimari kimliğini “kentsel dönüşüm” adı altındaki ratsal kandırmaca ile her gün biraz daha kaybediyor. Bugün kentin odak noktası olan Atatürk Caddesi’nin iki yönü, Atatürk Parkı’nın içerisindeki “Halkevi”nden kalma 75. Yıl Sanat Galerisi binasını saymazsak, birbirine benzeş, tarihsel ve kültürel kimliği olmayan, lüks ve şatafatı simgeleyen cam giydirme binalarla çevrilmiş durumda.

Bir mimari yayında yine Atatürk Caddesi’nin doğusunda kalan eski Reşatbey Mahallesi şöyle betimleniyor; “Gideceğiniz yeri size önceden söyleyen kaldırımlar ve kendine has mimari dokusu olan yatay mimariye sahip binalar”…

Allah muhafaza, bugün kapanmış birkaç işletme üzerinden aldığınız tarifler olmasa yolunuzu bulamazsınız. Çünkü hepsi temelden birbirine benzeyen, müteahhit dostu yüksek binalara dönüyor. Belki en iyi tarif, en yüksek bina üzerinden yapılabilir. Tabip Odası’nın tarihi dokusu olan mülkünün yerine yapılan bilmem kaç katlı bina gibi, örnekse…

Özetle, Atatürk Caddesi hem tarihsel hem de kültürel kimliğini bütünüyle yitirmiş durumda, geriye kalan bir ya da iki köşkü saymazsak.

Bir tanesi yine yerine rezidans yapılan eski Amerikan Konsolosluğu’nun bulunduğu Sabancıların sattığı arsanın güney köşesinde tüm göz kamaştırıcı mirasıyla ayakta duran köşk (sahiplerini bilmiyorum), diğeri ise diğeri de aynı sokağın (Pandora) Ziyapaşa Bulvarı’na bağlandığı noktanın köşesinde zamana meydan okuyan Aksoy Ailesi’nin mülk sahibi olduğunu bildiğimiz köşkü.

Bu iki yapı dışında eski Adana’yı geleceğe taşıyacak tarihsel dokusu, kimliği olan yapı neredeyse kalmadı. Bunun için Adana Büyükşehir Belediyesi ile Adana Valiliği’nin ortak bir girişim ile en az bir tanesinin kamulaştırılarak pilot bir çalışmayla şehir kütüphanesi ya da benzeri bir model ile sosyokültürel ihtiyaca hitap edecek şekilde ortak hafızaya kazandırılması dileğim.

Elbette Adana Büyükşehir Belediyesi’nin şişman müteahhitlerin bile ilişmeye korktuğu ekonomik bedeliyle bunun altından kalkma ihtimali yok. Devralınan mali enkaz buna mani olabilir. Ancak bir hibe yoluyla uluslararası kaynaklardan faydalanılarak tarihi bir imza atmış olur kent hafızası için. Bu tercih siyasidir. Atatürk Caddesi’ni ileri tarihte ne ile anacağız? Cam giydirme devasa binalarla mı, yoksa geleceğe taşınabilmiş, ortak hafızayı temsil eden, kültürel dokusu olan binalarla mı?

Şimdilik konumuz bu değil lakin… Girizgahın ardındaki bu uzunca gelişmenin ardından sonuca gelelim…

Atatürk Caddesi üzerinde bulunan ve eski TRT Binası olarak kullanılan bir arsa var. Bu arsa RTÜK’e ait. Belirli bir süredir Adana Emniyet Müdürlüğü’ne tahsis edilmişti. Emniyet bu arsadan taşındı ve RTÜK arsayı ihale ile satışa çıkardı.

Bu arsa Atatürk caddesi üzerinde kalakalmış bir kaç nefes alanından birisi. Ekonomik yapısı ve siyasi bağlantıları güçlü müteahhitlerin gözünü bürüyecek cinsten bir cevher.

Ancak toplumsal hafıza ve kent adına da kaybedilecek gibi görünen ortak kazanımlardan birisi. İçerisinde neredeyse hiç yapılaşma olmayan, bildiğimiz iki tek katlı yapıyı çevreleyen harikulade bir yeşil alan, bir hasbahçe…

Adana’yı yönetenlere çağrım var: RTÜK arsasını ranta değil halka açınAtatürk Caddesi üzerinde satışa çıkarılan RTÜK’e ait arsa.

Bir daha geri gelmeyecek kadar değerli ve kıymetli. Bu kent adına ortak çıkarları korumak ve kollamak ile mükellef herkesin üzerine titremesi gereken bir zenginlik.

Basın İlan Kurumu aracılığı ile duyurulan ilana göre mülkiyeti RTÜK’e ait olan 3,365 metrekare bu arsa kapalı zarf teklif usulü ile 09 Mart Salı günü satışa çıkarılacak.

Bu konuya ilişkin benim de bir çağrım var: Gelin Atatürk Caddesi’nde rant değil halk kazansın. Hepimiz kazanalım, Adana kazansın!..

RTÜK’ün bu arsayı satarak elde edeceği gelire ihtiyacı yok. Adana’dan kamunun yaptığı gayrimenkul satışı ve kiralamaları zaten kamuya ciddi gelir getirmiş durumda. Bu arsa ne cari açığı kapatır ne de ekonomiyi rayına sokar. Ancak bir daha geri gelmeyecek kazanımı yok eder.

Önerim, Adana Valisi ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın bu konuda istişare ederek bir çözüm bulması. 15 vekilin de bu ortak kazanımdan yana irade koyması. RTÜK’ü satıştan vazgeçirip, belediye ile arsa takası ile kentin başka bir noktasında gerekirse daha büyük bir resmi alan karşılığı, buradaki arsayı devredip, Büyükşehir Belediyesi’nin de imarını yeşil alan olarak düzenlemesi.

Bunu yaparsanız emin olun bu dönemin tarihe geçen ortak paydada birleşme adımını atmış olur, kamu vicdanında da hakettiği şekilde taltif edilirsiniz.

5 Ocak Stadyumu’nu kurtardığımız gibi bu arsayı da kurtarabiliriz. Bunun için bir kaç yürekli, vicdanlı Adanalı yöneticiye ihtiyacımız var sadece.

Yok, hayır, “pişmiş aşa su katmayalım” derseniz, tarih de sizi böyle yargılayacaktır.

Ben şahsen Adana Valisi Sayın Elban, Başkan Karalar ve 15 milletvekiline Adana için ortak paydada buluşma çağrısı yapıyorum: RTÜK arsasını ranta değil halka kazandırın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Armağan Kabaklı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak adananediyor.com Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan adananediyor.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler adananediyor.com editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı adananediyor.com değil haberi geçen ajanstır.