KYK yoksulun çocuğuna vahşi kapitalizmden daha vicdansız!

Türkiye cumhuriyet tarihinin en büyük darbesini yoksul öğrencileri cemaat yurtlarına terk ettiği için yedi.


Gariban vatandaşın üniversite okumak isteyen çocuğu, devletin yurtlarında yeterli yer olmadığı için cemaat ve tarikat yurtlarında “iyilik” adı altında barınma imkanı buldu.


Burada beyni yıkanan, minnet duygusu ile biat ettirilen öğrenciler, ardından cemaat ve tarikatların militanı haline getirildi.


Fethullahçı çetenin hem yurtlar hem de şakird evlerinden inşaa ettiği süreç, buradan holdingleşmeye ardından devletin içerisinde başka bir yerden emir alan liyakat dışı bir örgütlenmeye evrildi.


Filmin sonu ise malum: 15 Temmuz hain kalkışma!
Yalnız bu mu?


Tarikat yurtlarında milli eğitimin denetim dışı alanlara terk edilen kız çocukları?


Ayakları üşümesin diye dünyayı yakacağımız o güzelim kız çocuklarının birbirine sarılı olarak yanmış minik bedenlerini soğuk cenaze araçlarında tabutla taşırken yüreğimiz dağlanmadı mı?


Evet Feke’den bahsediyorum.


Kim bilir görmediğimiz, bilmediğimiz ne acılar ne dramlar yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor.


Peki daha kaç ihanet, daha kaç yurt faciası yaşamak gerek?
Yeni bir öğretim yılında yine yüzbinlerce öğrenci barınma ihtiyacı için devlet yurtlarına başvuracak.


Türlü nedenlerle eleminasyona tabii tutulup, “başınızın çaresine bakın” denilecek…


Türkiye’nin en büyük ve en acil sorunlarından birisi yurt sorunudur.
Hiçbir ülke evlatlarını denetim dışı alanlarda şiddete, tacize, istismara, ölüme terk edemez.


Hele ki savaştan kaçan Suriyeli mülteciler üzerinden dünyaya insanlık dersi verme iddiasında olan demokratik, sosyal bir hukuk devleti hiç edemez.


Yurt konusunda ihtiyaç eksiği ve bu alanın tarikat ve cemaatler tarafından istismar edilmesi gerçeği bir tarafa, diğer tarafta da Kredi Yurtlar Kurumu’nun bir umut yurda yerleşen öğrencilere kapitalizmin vicdansız bankalarından daha vicdansız bir uygulamayı da reva görmesi de cabası.


Ben de henüz öğrendim.


Şöyle ki; bir öğrenci Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı bir yurda kayıt hakkını kazandığında, depozito ve aylık ödemesini yaparak barınma hakkını kazanıyor.


Ekonomik durumu iyi olan aileler özel yurtları tercih edebiliyor ancak asgari ücretle ve yahut yoksulluk sınırının çok altında gelire sahip ailelerin devlet yurdu dışında bir alternatifleri maalesef olmuyor.


İşte burada vicdansız bir uygulama devreye gidiyor.


Bin bir zorlukla kız çocuklarını üniversiteye gönderen aileler şayet bir aylık yurt ücretini gününde ödemezse, yurt bu ücreti depozito bedelinden tahsil ediyor.


Ve öğrenciye 10 gün içerisinde depozito bedelini yeniden yatırması için süre tanıyor.


10 gün içerisinde yatırmadığı takdirde ne oluyor biliyor musunuz?
Devletin yurdu öğrenciyi kapı dışına koyuveriyor.


Sorgusuz ve sualsiz, başka bir şehirde ortada bırakıyor!


Evet, eğer bir baba zaten yoksulluktan dolayı çocuğunu güç şartlarda okuturken, bir ay maaş alamazsa ya da işten atılırsa, başka şehre gönderdiği kız çocuğunu da devlet yatacak yerinden ediyor. Böyle bir zincirleme ancak zulüm düzeninde olur.


Bakın kör, kara ve vicdansız kapitalist sistemin bankaları bile kredi taksidini bir ay ödemeyen vatandaşa bu muameleyi yapmıyor.


Dosyayı 3 ay sonunda takibe ve icraya gönderiyor.
Ama devlet 10 gün geciken aylık için kız, erkek demeden öğrenciyi barınma hakkından ediyor, yatağını yorganını alıyor!


Bu vicdansızlıktır. Bu ülkenin şartlarını bilmemek, yoksul vatandaşın çocuğuna okuma şansı vermemektir.


Yeni bir döneme girerken, milletvekillerinin bu konuyu siyasi parti gözetmeksizin gündeme alması, vicdansız kanununda değişikliğe gidilmesini sağlaması gerek.


Bir ülke yoksul vatandaşının evladına, kapitalizmin vahşi unsurlarından daha acımasız davranamaz.

Bir cevap yazın