“Biz varız, öteki değiliz”

Geçtiğimiz günlerde Aksaray’da Otizmli çocuklara ve ailelerine yönelik psikolojik saldırı ülke genelinde yankı buldu. Adana’da otizmli çocuklara sahip ailelerden konuya ilişkin basın açıklaması geldi. Basın açıklaması yapan ailelere vatandaşlar da destek verdi.

Aileler adına yapılan basın açıklaması:

Bilinmesi gerekir ki bu durum sadece Aksaray’da yaşanan bir olay değildir. Ülke genelinde bu ve benzeri talihsiz olayı otizmli çocuklar ve aileleri olarak çok sık yaşamaktayız.

Otizm ülkemizde hızla artarken gerekli tedbirlerin alınamaması acı vericidir.
Otizminde Erken tanı elzem öneme sahiptir. Erken eğitim, ailenin bilinçlendirilmesi , kreş, anaokulu , rehabilitasyon merkezleri  ve okullarımızında otizm tanısı almış çocuklarına yaklaşımı ileride büyüyecek problemlerin sönmesine katkıda bulunacaktır. 

ot2.jpg



Devletimizin otizm tanısı almış çocuklara ve ailelere olan desteğinin artması büyümeden sönecek bir ateşi söndürmesi olacaktır. 
Ülke genelinde birçok aile eğitim konusunda zorluklarla yalnız başına mücadele içindedir.
Eğitimler yetersiz olduğu için birçok aile kendi maddi imkanıyla bu durumun üstesinden gelerek, yalnızlığa terkedilmiştir.

Anayasada “Kimse Eğitim Hakkından Mahrum Bırakılamaz” maddesinin altını çizerek; çocuklarımıza verilen ders saatlerinin yetersizliğinin çocuklarımızda ciddi gerilemelere sebep olduğunu belirtir, bu konuda gerekli düzenlemenin yapılmasını önemle arz ederiz.

Bu sebepledir ki özel eğitim bölümü mezunu öğretmenlere kadrolarda daha fazla yer verilmesi ivedilikli taleplerimizdendir.

Ayrıca, Adana gibi metropol bir şehirde Türkiyemizin sayılı üniversitesinin bulunduğu bir şehirde özel eğitim bölümünün olmaması gerçekten çok ama çok  acı verici bir durumdur.
Bunun yanında kreş, anaokulu, ilkokul,ortaokul, lise ve üniversitede eğitimcilerinin otizm konusunda yeterli eğitim almamalarından dolayı, olumsuzluklar karşısında nasıl davranacağını  bilmeyen öğretmenler, bizleri de çocuklarımızıda toplumumuzuda  psikolojik olarak çok yormaktadır. Eğitimcilere yönelik seminerlerin artmasını talep ediyoruz.

Bizler zaten her zaman bize ihtiyacı olan çocuklar oldukları için daima peslerindeyiz. Fakat nasıl davranacağını bilmeyen bir öğretmene emanet ederken, aklımızda dolu soru işaretleri ile çocuğumuzu sınıfa göndermek istemiyoruz. 

Bu eğitimcilerin vicdanlarına emanet edilen çocukların başlarına neler geldiklerini hepimiz her gün duyuyoruz, şahit oluyoruz. Sınıf içerisinde psikolojik ve fizyolojik şiddete maruz kalan çocuklarımız var ve ne yazık ki başlarına gelen hiçbir felaketi dile getiremeyen masum çocuklar bunlar…
Her branş dışı eğitimci kötüdür sonucu çıkmamalı buradan. Branş hocalarının da yaşattığı birçok vicdansızlığa şahit oluyoruz maalesef. 

Bizim temelde istediğimiz şey işin ehli donanımlı hocalar ve denetim mekanizmalarının sık olması.
Özel gereksinimleri olan çocukların sınıflarında kamera sisteminin zorunlu olmasını talep ediyoruz. Öğretmenin mahrem alanıdır gibi bir açıklamayı kesinlikle mantıklı bulmuyoruz. Sonuçta eğitimcinin özel hayatını inceleme talebi değil bizim amacımız. 

ot3.jpg


Ayrıca   çalışan bazı ailelerin çocuklarının yanında  gönderdiği gölge öğretmenin devlet destekli olmasını talep ediyoruz. Çoğu okuldaki öğretmen sınıfa bile kabul etmiyor. Bu konuda da büyük sorunlar yaşıyoruz. 
Öte yandan devlet okullarında özel eğitim sınıflarında eğitim gören öğrencilerin birçoğunun teneffüslerde dahi dışarı çıkarılmadığı, okulun sosyal aktivitelerinde genel gelişim gösteren çocuklarla bir araya getirilmediği de vahim bir durumdur. Oysa ki bu çocukların sosyalleşme problemleri olduğundan almaları gereken eğitim de o yönde ilerlemelidir. 

Eğitim ortamlarının iyiliştirilmesi ve bu çocukların güneş görmeyen bodrumlarından çıkarılması sosyal devletin gereği ve aynı zamanda vicdani bir durumdur.

Eğitim süreçlerini sıkıntıyla tamamlamış ama hâlâ sorunları bitmemiş, 18 yaş üstü otizmli bireylere sahip ailelerin devam eden sorunları  var. Bakım evlerinin sayısının yetersizliği de ciddi sorunlarımız arasındadır.  
Yaşarken bana bir şey olursa ne olacak sorusunu her gün sorduğumuz zorlu sürecin bir nebze rahatlığa kavuşması devlet sayesinde çözüme ulaşacaktır. Umut ediyoruz ki çağrılarımız bu sefer sonuçsuz kalmayacaktır.
Diğer çocuklara normal çocuk tanımlaması yaparken bizim çocuklara anormal tanımlaması yapılmaktadır. 
Bu çocukların hepsine zarar veren bir durumdur. Normal ve anormal nedir? 

Genel gelişim gösteren çocuk ve özel gereksinimleri olan çocuk vardır. 
Bütün çocuklar bizimdir özeldir, devlet olarak- aileler olarak  yarınlarımıza vicdanlı iyi bireyler bırakmak hepimizin görevidir.
Bu görev ışığında unutmayınız ki
Biz varız ve bizi hiçbir yerde öteki yapmayın

Otizmli Çocuklara Sahip Aileler adına Sevgilerimizle..

Bir cevap yazın