Biyolojik savaş mı yoksa ilahi adalet mi?

Okunma Zamanı:3 Dakika, 39 Saniye


Son yıllarda biz insan oğlu hiç olmamış kadar silahlar ürettik, pazarlamasını, çekinmeden dünyanın en masum insanlarının üzerinde denemelerini yaptırdık.

Nesrin Rihani


Kim daha üstün teknolojik bir silaha sahip olursa, onun ne kadar etkili olduğunu göstermek için planladığımız savaşlarda, hazırladığımız ölüm pazarında çocukların ve savunmasız insanların üzerinde uyguladık.
Bundan utanmadık, çekinmedik. Küstahça, uluslararası platformlarda cani ruhumuzu açıkça sergiledik.


Devletleri paylaşmak istedik, unuttuk ki dünyanın bir sahibi vardır, bu ülkelerin. Bu halkların geleceklerini tayin etme hakkına sahip olduklarına, tüm kirli oyunlara rollerimizi üstlendik ve tüm becerilerimizle bu senaryolara katıldık ve buna da siyaset unvanı verdik.
Adaleti astık, kanunları çiğnedik. Kendimizi Allah’ın vekilleri olarak belirledik, dini çıkarlara Allah-u Ekber nidasıyla kollarımızı sıvadık ve masumların kanlarıyla abdest aldık.


Ve bir gece ansızın dünyanın en güçlü mermisi. En üstün ( S ) 300 ,400 lerin en gelişmiş silahların, uçakların geçemediği bir yeşil güç artık yol benim, güç bende dedi ve hepimizi köşeye sıkıştırdı, DURUN dedi!
Saraylara, kraliyetlere, koltuklara, taçlara, korumalara, zırhlı arabalara, o gözle görülmeyen, elle tutulmayan güç artık ‘ben varım’ dedi.
Adil, demokratik, eşit, din, ırk ayırt etmeden. Kürt, Arap, Fars. Müslüman, Hıristiyan Yahudi. Sünni, Şii, Alevi, Şafi, Hanefi. Ortodoks, Katolik, Protestan. Ayrıştırmadan, hadi oradan sizi samimiyetsizler ibadethanelere girmeyin dedi. Din, Allah’ındır, vatan ise herkesin dedi. Biz ise fareler gibi deliklere kaçtık.


Samimi olmadan sarılmayın, tokalaşmayın, öpüşmeyin hatta ve hatta görüşmeyin. Son söz benim, dedi. Ben haritaları çizerim. Ben silahları sustururum. Ben en kralını, suçlusu , suçsuzu da evinde hapsederim.
Bugün hepimiz bir gemiye bindik tufana teslim olduk ,çukura düştük ve başımız taşa geldiğinde baktık biz ne kadar çok suç işlemişiz ki ulus ulusa düşman. İnsan insana düşman. Kardeş kardeşe düşman.
Bir telaş, bir koşu, dünyayı kirletmişiz, nefsimiz ise çoktan beri kontrolden çıkmış. Çivimiz çıkmış, gevşemiş.


Manevi suçlarımızdan öte ve tanrının ya da doğanın intikamı hesaptan çıkaralım ve Çin’de Corona virüsünün ortaya çıkışının açıklanmasından bu yana, ortaya çıkış nedenleri hakkında birçok soru ve açıklama ile birlikte, virüsün biyolojik savaş bağlamından çıkmadığını ve biyolojik silah başlığı verdiği teorisini de içeren diğer teoriler kendilerini Corona konusuna dayattı.


Bu teoride biraz derinleşen ABD’nin adı, özellikle Çinli yetkililerin Washington’a, Wuhan’daki virüsü yaymakla suçlanmasıyla Amerikalıların Çin’i hedeflemek için biyolojik bir silah olarak kullanılabileceğini ima ederek kaba bir şekilde ortaya çıkıyor.


Biyolojik savaştan bahseden tek kişi Pekin değil. Biyolojik silah uzmanları, Coronanın biyolojik bir silah olarak geliştirilen virüslerin kapsamı dışında kalmadığını söylüyor, çünkü biyolojik silah uzmanı olan Francis Boyle, ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi’nde korona gelişimini test etti:
Biyolojik Silahlar Kontrol Yasasını geliştiren Boyl Carolina Üniversitesi laboratuvar faaliyetlerinin, ABD’de bulunan on iki laboratuvardan sözde 4 numaralı biyogüvenlik laboratuvarında gerçekleşen biyolojik savaşın bir parçası olduğunu doğrulamaktadır. Bu laboratuvarların kapatılması ve bu savaşa katılanların soruşturulması çağrısında bulunuyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi ve ABD Ordusu Tıbbi Komutanlığı’na atıfta bulunur.


Tüm bu veriler, özellikle önceki bayiler Washington’u satın almadığı için Amerikan biyolojik savaş teorisini güçlendiriyor. 2000 yılında ve Eylül saldırılarından bir hafta sonra Interax saldırılarının deneyimi, uzmanlara göre biyolojik terörizm olarak nitelendirilen Amerikan savaş, tıbbi ve güvenlik hizmetlerinin bu savaşa karıştığının kanıtıdır. Ancak yine de bir formata ihtiyaç duymaktayız. Peki, nasıl bir değişim yaşanacak?
Önümüzdeki Corona virüsü ile, öncesi ve sonrasında çok fazla değişim olacaktır. Tıpkı milattan önce ve sonra olduğu gibi. Hükümetler, ekonomi, sosyal değişimler ve her şey sil baştan olacaktır. Kalın sağlıcakla
Çin’deki Corona virüsünün ortaya çıkışının açıklanmasından bu yana, ortaya çıkış nedenleri hakkında birçok soru ve açıklama yapılmıştır. En yaygın eğilim virüsün yarasalardan insanlara bulaşmasıydı.
Bununla birlikte, virüsün biyolojik savaş bağlamından çıkmadığını ve biyolojik silah başlığı verdiği teorisini de içeren diğer teoriler kendilerini Corona konusuna dayattı.


Bu teoride biraz derinleşen ABD’nin adı, özellikle Çinli yetkililerin Washington’a, Wuhan’daki virüsü yaymakla suçlanmasıyla Amerikalıların Çin’i hedeflemek için biyolojik bir silah olarak kullanılabileceğini ima ederek kaba bir şekilde ortaya çıkıyor.


Biyolojik savaştan bahseden tek kişi Pekin değil. Biyolojik silah uzmanları, Coronaların biyolojik silah olarak geliştirilen virüslerin kapsamı dışında kalmadığını söylüyor, çünkü biyolojik bir silah uzmanı olan Francis Boyle, ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi’nde korona gelişimini test etti:
Biyolojik Silahlar Kontrol Yasasını geliştiren Boyle, Carolina Üniversitesi laboratuvar faaliyetlerinin, ABD’de bulunan on iki laboratuvardan sözde 4 numaralı biyogüvenlik laboratuvarında gerçekleşen biyolojik savaşın bir parçası olduğunu doğrulamaktadır. Bu laboratuvarların kapatılması ve bu savaşa katılanların soruşturulması çağrısında bulunuyor. ABD Gıda ve İlaç İdaresi ve ABD Ordusu Tıbbi Komutanlığı’na atıfta bulunur.


Bu veriler, özellikle önceki bayiler Washington’u satın almadığı için Amerikan biyolojik savaş teorisini güçlendiriyor. 2000 yılında ve Eylül saldırılarından bir hafta sonra Interax saldırılarının deneyimi, uzmanlara göre biyolojik terörizm olarak nitelendirilen Amerikan savaş, tıbbi ve güvenlik hizmetlerinin bu savaşa karıştığının kanıtıdır.

İçerik Editörü

AdanaNeDiyor.com yeni nesil bağımsız haber ve yorum platformudur. Kentlilik kültürü ve bilincini geliştirmek, çoğulcu ve katılımcı yerel demokrasiyi pekiştirmek için haber yapar, mikrofon uzatır, yorumlar ve tartışır.

Bir cevap yazın

Sonraki

Abdülhamit'in mafya paşası

Cts May 2 , 2020
3 kıtada 6 asırdan fazla hüküm sürdüren, yorgun, yıpranmış, yeniliklere kapanmış bir imparatorluğun artık son yıllarına gelinmiştir. Sultan Abdulhamit kıvrak zekası ile imparatorluğunun çöküşünü geciktiriyor fakat hazin sondan kaçış mümkün değildir! Evet mümkün değildir. Sadece bizim penceremizden değil, İslam dünyasının en önemli siyasi düşünürlerinden olan İbn-i Haldun’un penceresinden bakıldığında da […]