Bağlanma korkusu

Okunma Zamanı:2 Dakika, 20 Saniye

O beni terk etmeden ben onu terk edeceğim sanırım. Yaklaştıkça kaçmaktan yoruldum. Bu seferki ilişkimde boğulmayacağımı düşünmüştüm ama yine aynı duygularla savaşıyorum. Neden ilişkiler bu kadar boğucu olmak zorunda. Kimse kimseyi neden serbest bırakamıyor? Biriyle birlikte olduğumda yalnızken olduğum gibi acı çekeceksem ne anladım ben bu işten?

Bir türlü dikiş tutturamadığı ilişkilerinden şikayetçi danışanımın serzenişi “boğulmak”tan yana. Aslında onu boğan şey “Bağlanmak”. Serbest olamadığını iddia ettiği ilişkisinde çok baskı gördüğünü düşünebilirsiniz ancak normal bir ilişkinin gerekleri bile onun için kısaca “boğucu” olabilirdi. Uzun sürelerle yalnız kalıyor, yalnızlık dayanılmaz olduğunda tekrar birine yakınlaşıyor, yakınlık korkusu nüksedince ilişkisini terk ederek döngüyü tamamlıyordu.

Bağlanma Korkusu, Yakınlık Korkusu, Evlilik Korkusu… Adına ne derseniz deyin hepsinin temelinde kişilerin yakınlık kurmak ve birine yaklaşmak ile ilgili ciddi endişeleri var. Brandy Engler’e göre “En büyük iltifat birinin sizi görmesidir”. Ancak bağlanma korkusu olanlarda bu durum tam tersidir. Görülmek çırılçıplak kalmak gibidir ve savunmasız kalmışçasına dehşete kapılırlar. Onu görüp anlayan kişi onun zayıflıklarını bilecek ve en zayıf anında çekip gidecektir çünkü.

Böyle düşünmenin temelleri genellikle çocukluğa dayanır. Yaşantımızın ilk yıllarında başta annemiz daha sonra yakınlarımızla kurduğumuz ilişkide terk edilme, yalnız bırakılma, ihmal edilme temaları söz konusu ise kişi yakınlık kurma, birine sevgi ve güvenle bağlanma konusunda travmatik kodlar geliştirebilir. Bu kodlar ilerleyen zamanlarda ilişkiler konusunda sürekli karşısında çıkar ve partneri ona yakınlaştığı anda kişi kaçarcasına uzaklaşır.

Çoğunlukla bu durum sadece karşı cinsle kurduğu ilişki ile sınırlı kalmaz. Zamanla bu durum o kadar ilerler ki duygusal ilişki dışındaki tüm ilişki türlerine yayılır. İş yerinde ya da özel hayatında kurup kurabileceği tüm arkadaşlıklara aynı durum sirayet eder. Bu durum gerçekleştiğinde tekrar terk edilme, ihmal edilme ya da yalnız bırakılma endişesi ile durumu kontrol altına almaya çalışır. Sonuçta ya uzaklaşarak ya da kendisi ilişkiyi terk ederek terk edilmeyi kontrol altına almış olur, ördüğü yalnızlık kalesine geri çekilir.

Sürekli tekrarlayan bu durum acı vericidir. Kişi yalnız kalmak isteği ve birileri ile bütün olma ihtiyacı arasında sıkışıp kalır. Devamlı tetikte olduğundan partneri ya da arkadaşı onu köşeye sıkıştırmamış olsa dahi güvende olmadığını düşündüğünden o ilişkide nefes alamayacaktır.

Kişinin çözmesi gereken şey yakınlıkla kurduğu ilişkidir. Terapideki birey, geçmişinde kurduğu güvensiz ilişkilere dair oluşturduğu kodları çözümlendikçe kişilerle arasına koyduğu mesafeyi azaltabilir. Zamanla ve uygun şartlar oluştuğunda insanlarla korkmadan yakınlık kurabilir hale gelebilir.

Yakınlık, sadece bağlanma korkusu olanlar için bir risk değildir. Yakınlık herkes için risklidir ancak gerçek bir sevme ve sevilme ilişkisi içinde risk almak ve belirli bir süre bilinmeyene katlanmak vardır. Zaman ve tanıma süreci riski azalttığı gibi yeterli süre geçtikçe korku da yerini güvenli bağlanmaya bırakır.

Kolay olan bir ilişkiye başlamak değil onu sürdürebilmektir. Elbette ilişkiye başlamak için cesur olmak gerekir ancak cesaret korkmamak değil korkuya rağmen kalmaya devam edebilmektir. Bu da risk almayı gerektirir. Bu risk korkunuza rağmen sevgiyle kucaklanıp, güvenle huzur bulacağınız bir ilişkiye uzanıyorsa denemeye değmez mi?

İçerik Editörü

AdanaNeDiyor.com yeni nesil bağımsız haber ve yorum platformudur. Kentlilik kültürü ve bilincini geliştirmek, çoğulcu ve katılımcı yerel demokrasiyi pekiştirmek için haber yapar, mikrofon uzatır, yorumlar ve tartışır.

Bir cevap yazın

Sonraki

Çetin: Cumhuriyet biziz

Pts Eki 28 , 2019
Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla mesaj yayınladı. Başkan Çetin mesajında, Çukurova’da, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefleri doğrultusunda bir belediyecilik pratiğini hayata geçirdiklerini belirterek, “Bu yolda yürümekten asla ve asla geri durmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz Cumhuriyetiz, Cumhuriyet biziz” dedi.