Adana’da demokrasi güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde basın açıklaması yaptı


Adana Emek ve Demokrasi bileşenleri 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Atatürk Parkı’nda bir basın açıklaması yaptı.
Sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yanısıra CHP Adana eski Milletvekili İbrahim Özdiş’in de destek verdiği açıkalamada, “Çocuğun gördüğü düştür barış” denildi.

İşte basın açıklamasının tam metni:

BASIN VE KAMUOYUNA

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir

BARIŞ.

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA “BARIŞ SORUNU VARDIR.

1945 yılında Birleşmiş Milletlerin kuruluş şartının 1.ve 2. maddelerinde BARIŞ, İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE vurgu yapmaktadır. Ancak; 2 dünya savaşı geçirmiş ve son 300 yıl içinde sadece 26 gün savaşsız geçirmiş bir dünyada yaşadığımız gerçeğinin ürkütücülüğü ile karşı karşıyayız. Bu vahşet tablosunun sebebi  “Coğrafya kaderdir” diyerek, kardeş halkları buna inandırmaya çalışan, savaşları, yıkımı meşrulaştırmaya çalışan savaştan,kandan beslenen iktidarlardır. Uluslararası sözleşmelere “BARIŞ İNSAN HAKKIDIR” diye imza atan egemenler ile  bugün dünyamızı cehenneme çeviren egemenler maalesef aynı iktidarlardır. Barışın teminatı olan evrensel hukuk ilkelerinin, yasaların, ahlaki değerlerden yoksun iktidarlar tarafından kimin için belli olmayan  stratejik çıkarlara heba edildiği açıktır.  

Bugün Dünyamız bir savaş cehennemindedir. İnsanlığın binlerce yıldır yarattığı değerler, kültürel birikimler, insanlığın bedel ödeyerek kazandığı adalet, özgürlük, barış mücadelesinin kazanımları yokedilmekte,  Vicdan ve Barış isteyenler ise susturulmaya çalışılmaktadır. Her gün kandan beslenen bu iktidarların nefret ve savaş diline şahit olmaktayız. Bugün halen devam eden MYANMAR’da,  FİLİSTİN’de, NİJERYA’da, KOLOMBİYA’DA, KONGO’da, BATI SAHRA’DA  VE ORTADOĞU başta  olmak üzere, dünyanın 40 bölgesinde savaş devam etmektedir. Bu savaşların her zaman olduğu gibi en büyük  mağdurları ise çocuklar, kadınlardır. Zehirli kimyasal gazlarla insanlar öldürülüyor, canlılar yokediliyor, iklimler değiştiriliyor, İnsanlığın tüm geleceği yokedilmeye çalışılıyor. İnsanlığın, dünden bugüne yarattığı kültürel zenginlikleri, kimlikleri, dilleri gelecekleri yokediliyor. Savaşları çıkarılanlar tarafından, insanlar yerinden yurdundan doğal yaşamından koparılmakta, mülteci adı altında bu topluluklar, iktidarlar için artık uluslararası en büyük silah olarak birbirlerine karşı kullanılmaktadır.  

Bölgemizde, başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu’da ise; en ağır yıkımların, savaşların bölgesi olmaya devam etmektedir. Ortadoğu’da yaşanan bu insanlık dramının, savaşın, yıkımın sebebi hiçbir zaman binlerce yıllık kadim halklar olmamıştır. BU SAVAŞ, HALKLARIN SAVAŞI DEĞİLDİR. İnsanlığın anavatanında Kardeşliğin ve barışın, tüm zenginliklerin anavatanı, bugün egemenlerin rant ve paylaşım savaşına kurban edilmektedir.  

İLGİNÇTİR Kİ; Rant ve paylaşım savaşı veren bu kapitalist egemenler, demokrasi ve özgürlük adı altında Halklara “barış “ getireceği vaadi ile bunu yapmaktadırlar. Ancak; Halklara dair her türlü değeri, zenginliği yokederek bunu yapmaktadırlar. İNSANSIZ HAVA ARACI, İNSANSIZ MAKİNELERE HEVESLİ KAPİTALİST SİSTEM, İNSANSIZ BARIŞI İNŞA ETMEKTEDİR.

Türkiye, Maalesef bu egemen kapitalist sistemin bir parçası olarak; gerek iç’te gerek dış’ta izlediği politika ve pratiği ile en başat rol oynamaya soyunmuştur. Türkiye’nin, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da izlediği politika, bu coğrafyanın kadim halklarının çıkarına değil, egemen kapitalist sistemin çıkarlarına hizmet etmektedir. Bugün Türkiye’nin, Suriye’de yaşatılan savaşta başat rol oynamasının nedeni, Türkiye’nin 100 yıldır şiddet ve güvenlik politikaları ile çözme(me)ye çalıştığı KÜRT MESELESİ ile ilgili devlet aklının bir sonucudur.  Bu AKP-MHP ve bileşenlerinin Devlet aklının, Türkiye Halkları nezdinde bir toplumsal karşılığı yoktur.

TOPLUMSAL BARIŞA ACİL İHTİYAÇ VARDIR.

Başta Kürt Meselesini demokratik, diyalog ve müzakereye dayalı çözüm yöntemlerine göre çözemeyen Türkiye’de, aynı zamanda anayasal güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler tamamen askıya alınmış durumdadır.

Sayıları yüzbinleri aşan haksız ihraçlar, Seçimle ve demokratik yöntemlerle gelen belediye başkanları, meclis üyeleri ve yöneticilerin görevden alınması, Yüzlerce gazeteci, siyasetçi ve fikir insanının cezaevinde bulunması veya ceza tehdidi ile karşı karşıya kalması, Yasama ve Yargı erkinin, Yürütme tarafından pasifize edilmiş olması, Rant uğruna tüm ekolojik sistemin doğanın tahrip edilmesi, Emek sömürüsü ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, kayırmacılık, israf, politik temelde erkek egemen bakış açısı nedeniyle çözülemeyen kadına karşı şiddet ve iktidarın cinsiyetçi bakış açısı, etnik ve dini kimliklerin özellikle iktidarda kalma amacıyla Kutuplaştırma ve nefret dilinin iktidarca derinleştirilmeye çalışılması, Demokratik bir yaşamın olmazsa olmazı olan Çoğulculuk yerine, tek tipleştirici bir devlet aklının varlığı,  

Toplumsal barışı bozan tüm bu AKP-MHP iktidarı pratiği ve en temelde devlet aklı, Toplumsal Barış’ın önündeki en büyük engeldir. Bizim, yazlık kışlık saraylara, S-400 ve F-35’lere, yeraltındaki siyanürlü altınlara, BEN YAPTIM OLDU hukukuna değil, Adalete, insan haklarına, kardeşliğe, eşitliğe, emeğimizin karşılığına, insanca bir yaşama ve toplumsal barışa ihtiyacımız vardır. VE ŞUNU BİLİYORUZ Kİ; TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAMANIN TEK YOLU TOPLUMSAL MUHALEFETİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜDÜR.  

Bizler, Adana Emek ve Demokrasi Güçleri olarak İnsan hakları savunucuları, vicdanın, barışın ve emeğin savunucuları ve geçmişten bugüne bu mücadelenin bedellerini ödeyenler olarak; ONURLU BİR BARIŞI ÖRGÜTLEYEMİ İNSANİ VE VİCDANİ BİR GÖREV OLARAK BİLİYOR VE BUNUN MÜCADELESİNİ VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ.

YAŞASIN BARIŞ,

YAŞASIN AŞİTİ

Bir cevap yazın