Okunma Zamanı:2 Dakika, 30 Saniye

Özgecan Aslan 11 Şubat 2015 günü, okuduğu üniversiteden evine dönerken bindiği dolmuşun şoförü tarafından vahşice katledilmişti. Özgecan Aslan cinayeti tüm ülkede büyük bir öfke yaratmış, biz kadınları sokaklara dökmüştü. Ancak Özgecan Aslan’dan sonra da kadın cinayetleri önlenmek bir yana artarak devam etti. Bu ülkede Özgecan Aslan’dan sonra 1262 kadın daha katledildi.

Kadın cinayetlerini önleme sorumluluğu olan kolluk güçleri, adli makamlar, bakanlıklar ve TBMM görevini yapmıyor. Erkek devlet İstanbul Sözleşmesini uygulamak bir yana, İstanbul Sözleşmesinden geri çekilmeyi tartışmaya devam ediyor.

Cezasızlık politikalarının, İstanbul Sözleşmesinin uygulanmamasının bedelini kadınlar yaşamlarıyla ödüyor. Kadın cinayetlerini önlemek için gerekli önlemleri almayan, kadınları korumak için hiçbir adım atmayan yönetenler, kadınlarla dalga geçercesine açıklamalar yapıyorlar. Biz kadınlar için hayatta kalabilmek dahi bir lüks haline gelmişken, Cumhurbaşkanı bize “bayanların bile” uzaya çıkabileceği müjdesini veriyor.

Bizler Özgecan Aslan’ı ve katledilen tüm kadınları unutmamaya- unutturmamaya kararlıyız.  Her kadın cinayeti sonrasında ekranlara çıkıp katilleri lanetleyenlerim iki yüzlü politikalarını, samimi olmayan açıklamalarını kabul etmiyoruz.

Hakkımız olan yaşamı istiyoruz ve hayatlarımızı savunmak için mücadelemize devam edeceğiz.  

Öte yandan şiddetin bir başka biçimi olan taciz ve istismar vakalarında da büyük bir artış yaşanıyor. Dün 2018 yılında öldürülen 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in öldürülmeden önce istismara maruz bırakıldığının ortaya çıktığı haberlere yansıdı.

Oysa küçük Leyla’nın ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda istismara rastlanmadığı söylenmişti. Bu olay da bize, yargı sürecinde sanıkların korunabildiğini, bazı gerçeklerin gizlenmek istendiğini göstermiş oldu. 

Adana Kadın Platformu olarak ilimizde yaşanan şiddet/istismar/taciz gibi olaylarda devam eden yargı süreçlerinin takipçisi olmaya çalışıyoruz. Bundan 4 yıl önce yargıya taşınan ve failin ceza aldığı bir çocuk istismarı dosyası istinaf mahkemesi tarafından tanık beyanlarının yeterli olmadığı gibi gerekçelerle Temmuz ayında bozulmuş ve yeniden yerel mahkeme önüne gelmişti.

Güzelyalı Mahallesinde 20 yıldır aynı binada apartman görevlisi olarak çalışan ailenin 15 yaşındaki kızına 4 yıl boyunca tacizde bulunan apartman yöneticisi C.S.’nin yargılandığı davada tacizci çok kısa bir süre tutuklu kalmış, uzun süre de mağdur ile aynı apartmanda ev hapsinde tutulmuştu. Bu süreçte mağdurun babası apartmandaki işinden çıkarılmış, mağdur ve ailesi hem evlerinden hem de işlerinden edilmişti. Sanık C.S. hakkında Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinde “çocuğun cinsel istismarı ve tehdit” suçlarından dava açılmış ve sanığın 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmişti. Ancak istinaf mahkemesi kararı dosyada kimi çelişkiler ve eksiklikler olduğu gerekçeleri ile bozmuştu.

Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan davanın bozmadan sonra ikinci duruşması bugün görüldü. Duruşma bazı tanıkların dinlenmesi için 6 Mayıs tarihine ertelendi. Bizler özellikle istismar vakalarında mağdurun tekrar tekrar travmatize edilmesini doğru bulmuyor, geciken adaletin başka mağduriyetlere de neden olduğunu düşünüyoruz. Bir an önce sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Kadın katliamlarına, kadına yönelik şiddete, tacize ve tecavüze karşı en büyük silahımızın “kadın dayanışması” olduğunu biliyoruz. Erkek şiddetine karşı, erkek devlet mekanizmasını, erkek yargıyı geriletmenin, kadınlar lehine kazanımlar almanın yegâne yolunun da bu olduğunu düşünüyoruz.  Kadınlar olarak bizler, bu çocuk istismarı davasında adaletin sağlanması, istismarcının hak ettiği cezayı alması için sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız. Bu dosyanın kapatılıp zanlının cezasız bırakılmasına, istismar mağduru çocuğun sesinin kısılmasına asla izin vermeyeceğiz.

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın